msgbartop
I would love to change the world, but they won't give me the source code
msgbarbottom

24 Haz 10 Devlet Baba

Türkler’de devlete “baba” denmesinin temelleri Göktürk’ler zamanına kadar dayanıyormuş. Aile içinde babaya biçilen rolü düşündüğümüzde devletten beklenecek olan ailedekilerin ihtiyaçlarını karşılaması, koruması, kollaması vs. gibi davranışlar olmalıdır. Şu an sahip olduğumuz devlet babaya baktığım zaman, milletin anasını bellemekten başka bir icraati olmayan bir baba görüyorum. Hani babalar vardır, filmlerde görürüz genelde. Her şeyi eline yüzüne bulaştırmış bir baba. Çocuklarını, karısını çalıştırıp onlardan gelen parayla sabahlara kadar meyhane köşelerinde sızar ve eve geldiğinde baskı ve zorbalıkla zulmeder. İşte benim gördüğüm “devlet baba” da artık öyle bir baba olmuş durumda.

Milletçek çok sevdiğimiz “vatan kurtarma” tartışmalarında konulardan bir tanesi “devlet baba“yı eleştirmeli mi yoksa eleştirmemeli mi? Zaten dış düşmanları çok olan (düşman gerçekten çok mudur yoksa herkesi düşman görmenin bir sonucu mudur ayrı bir konu) bir devletin içten de eleştiriye maruz kalması onu dünya arenasında zayıf düşürür mü? Devlete zeval gelmesin diye devletin her türlü zulmüne “eyvallah” mı denmelidir? Bunlar tartışmaya açılmalı mıdır? (daha fazla…)

Tags: , , , , , , , , ,

13 Oca 10 İsrail Çizmeyi Aştı!

Dün bir yazı yazmıştım “Gazze Kimin Sorunu!” başlıklı. En başında demiştim ki:

Her ne kadar kendi başımızdaki terör kadar Gazze’de patlayan füzelere alışmış olsak da, gelen taze ölüm haberler yeni olmasa da; Gazze’de tuhaf şeyler olmaya devam ediyor. Şu an yeni bir şey yok. Birkaç gün önce Gazze’ye ulaştırılmaya çalışılan yardımın engellenmesi sebebiyle kulağımıza ulaşan bazı haberleri saymazsak.

Akşam eve gelip internette gezmeye başlayınca manşetlerde İsrail, kriz vs. haberler hemen dikkat çekiyordu. Birkaçını okuduktan sonra akşam haberlerini de izleyince vaziyet anlaşıldı. (daha fazla…)

Tags: , , , ,

14 Ağu 08 Sıcak Savaş Soğuk Yüzler

Birinci Dünya Savaşı’nın çıkışını Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand’ın Sırp milliyetçileri tarafından suikasta uğraması ardından zincirleme gelişen olaylar olarak öğrendim hep. Zamanla gerilen ipler bir kaç kurşunla kopmuştu. Şimdi de hemen yanımızda, Gürcistan’la Rusya arasından Osetya bölgesi için gerilen ipler Gürcüler’in akla sığmayan saldırısıyla tetiklenen bir savaş oldu.

Herkesin merak etti soru bu Gürcüler neye güvenip de Rusya’ya kafa tutuyor! Bunun için de senaryolar var.

Bir tanesi; Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulların erimesiyle altta devasa bir petrol rezervi ortaya çıktı ve bu rezerv ilerde ABD ve Rusya arasında çekişmeye neden olacağa benziyor. ABD kendisine yakın olan Gürcistan’ı gazlayarak Rusya ile savaşa tutuşturdu. Amaç Rusya’nın vereceği reaksiyonu ve saldırıda kullanacağı taktik ve silahları açıkça görmek. Rusya’nın Gürcüler’e tutacağı tüfekle ABD’ye uzatacağı aynı olur mı bilinmez ama teori bu. Bunu destekler kanıt olarak da savaş başlar başlamaz Gürcistan’ın Irak’ta bulunan 2000 askerini çekeceği açıklaması üzerine ABD’nin kendi uçaklarıyla askerleri taşıması gösteriliyor. Ayrıca ABD Rusya’nın kuşattığı topraklardan çıkmaması halinde siyasi ve ekonomik izolasyonları gündeme getirdi. Rusya ise Gürcüler’in egemenliğine saygı duyduklarını ancak bunun toprak bütünlüğünü korumak anlamına gelmeyeceğini söylüyor.

Bir başka senaryo; Rusya’nın Karadeniz’de limanı yok ve gemilerini Karadeniz’de tutmak günden güne zora giriyor. Şu an mevcut gemileri Ukrayna’dan kiralanmış bir limanda demirli ve 2017’de anlaşma süresi doluyor. Sonrasında ne olacağı ise belirsiz. Rusya bu yüzden Karadeniz’de yer bulabilmek için uydu devletleri olan Osetya ve Abhazya’yı her zaman destekledi. Bugün de Gürcüler’le savaşa iterek vatandaşlarını korumak amacıyla Gürcistan’a girdi. Google Map’ten bakıldığında Rusya’nın Karadeniz sahili var görünüyor ancak buralar özerk devletlere ait de o yüzden mi Rusya liman kiralıyor bilmiyorum. Bu senaryo da önermeleri doğru olması halinde olası ihtimallerden.

Şavaşın başlamasının ardından dünyanın büyük devletleri mesajlar gönderdi. İlk olarak Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Rusya’ya giderek savaşın durdurulmasını istedi. Ardından Türkiye’de başbakan düzeyinde ziyarette bulundu ve özel protokolle karşılanarak hem devlet başkanı Medvedev hem de başbakan Putin tarafından kabul edildi. Üst düzey karşılama ve yakın alaka Türkiye’nin güçlü bir konumda olduğunu ve Rusya tarafından önemsendiğini gösteriyor. Aynı zamanda Türkiye AB’ye girmeyi bekleyen ve ABD ile sıkı ilişkiler içerisinde olan bir ülke. Bu krizde etkin rol oynaması Türkiye’nin elini biraz daha güçlendireceğe benziyor.

Savaşta evleri yıkılanlar, ölenler, savaştan kaçarken yağmalananlar… Bugün televizyonlarda görüntülenen haber ise savaşın başka bir yüzünü gösterdi. Yolda ateş altında kalan gazetecilerin olay anını kameraya alması ve bu görüntülerin televizyonlara yansıması inanılmaz büyük bir olaydı. Bir yandan kurşunlardan kaçmak için geri viteste, baş yere eğilmiş arabayı sürerken bir yandan da son saniyelerinde şahadet getiren gazetecilerin videosu. Camı takip ettiğinizde kurşunların birer birer girişini görebiliyorsunuz. Aracın son halini gördükten sonra oradan sağ çıkmış olmaları ancak mucize ile açıklanır. Bu haber onlara yılın gazetecilik ödülünü getirir.

Dünyada krizler bir biri ardına patlak verirken bir savaşın kısa öyküsü benim gözümde bu şekilde oldu. Temenni ederim ki Türkiye geçmişte yaptığı hataları tekrarlamasın…

Tags: , , , , , , ,

07 Tem 08 Tik Tak Tik Tak Tik …

Türkiye de saatler bir kez daha insanın beynini yumrukluyormuşçasına sesli vuruyor. Herkes “olsun artık ne olacaksa” havasına bürünmüş. Türkiye, tarihinin en sancılı döneminden geçiyor demeyeceğim; ancak bu Türkiye nin geçtiği sancılı dönemlerden birisi kuşkusuz. İlkin önemsemeyesi geliyor insanın. Ne değişir ki? Oturduğun yerden söylenen cahil sözler ancak gerginlik isteyenlerin ekmeğine yağ sürer. Sonra düşünüyorsun… Aptallar bu gemiyi bir kere daha karaya oturtacak olursa faturasının kesileceği kişilerden birisi olacaksın. Bunu görüyorsun ve “elimden bir şey gelse” diye hayıflanıyorsun.

“İstersen gelir” mi elinden bir şey. Belki de gelmez. 60 kuşağı 80 kuşağı ellerinden bir şey geleceğini umarak kırmadı mı birbirini. Unutmamak gerekir konu çatışmaysa kimse tükenmez ama herkes kaybeder. Devletler örgütlerle baş edebiliyor mu? Belki etmese kendisi için daha iyi oluyordur, arkasında bir sürü oyunlar vardır ama mesele o değil. Tarih boyunca kimse kimseyi tüketemedi. Türkler değil miydi Ergenekon destanını yazan. Ama herkesin bir kurtuluş destanı var aslında. Herkes zorluklardan geçmiş, yok olma noktasına gelmiş ve tekrar şahlanmış. Bu bir çevrim. Ne diye abartılır bilmem.

Şu an bir grup deli, arkasında köklü devletin olmasından cesaretle bir işler peşinde; diğer grup deli, halkın desteğiyle. Ortada bi lastik var. Bir ucundan biri çekiyor diğerinden öteki. Deli oyununun ortasında kalmış seyrediyoruz.

Türk milleti akıllı mıdır? Evet zeki bir millettir ancak akıllı mıdır? Pek öyle gibi görünmüyor. Yapılan işler, içine düşülen girdaplar pek akıllı adam işi değil.

En kötüsü de her duyduğumuzu, her okuduğumuzu doğru sanarak o fikirlerin yılmaz savunucusu oluvermemiz. Halbuki bildiklerimiz sadece bilmemizin istendikleri.

Şu derin bağlantıları olanlar var bir de. Onlar da bir şeyler biliyor. Onların bilmesi de aslında resim çizmekten farksız. Tuvalin başına geçmiş resim çizen birisinin dağ çizeceği köşeyi gösterip “şurada dağ olacak” demesi gibi. Birileri memleket kurtarma bahaneleriyle tuvalin içine ediyor ve diğerleri de fırçaları uzatıp yardım ederek dağın olacağı yeri önceden bildiklerini söylüyorlar. Şu an orada dağ yok ve çizilmezse olmayacak da. Siz uzatın fırçaları. Ama unutmayın! Fırçadaki boyalar elinize de bulaşacak ve hayat boyunca bu lekeyle yaşayacaksınız.

Ya benimsin ya kara toprağın Türkiye…
Benim olmayacaksan yaşama,
Kimin umrunda (!)

Tags: , , , , ,

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes