Erzurumlu harmanını kaldırmış, ekinini kurutuyormuş.
Öğleden sonra bir bakmış gökyüzü kararmaya başlamış.
– Allah’ım, ne olirsen ekinim gurumadan yağmurunu yağdırma.
– Allah’ım birkaç gün daha yağmurunu yağdırma, ne olirsen’ diye dualar edip
durmuş.
Ekini kurudu kuruyacak derken akşam üzeri son yarım saatte bir yağmur bir boran.
Tüm ekini çürümüş tabii.
O hırsla eve gelmiş. Bir de bakmış ki eşeği de yıldırım çarpmış.
Bu olay Erzurumlunun içine oturmuş ama bir şey de yapamamış.
Zaman geçmiş, Ramazan ayı gelmiş, ilk gün niyetlenmiş Erzurumlu
İftara tam yarım saat kala, bir sigara çıkartıp yakmış.
Derin bir nefes çekmiş sigaradan ve gökyüzüne bakarak üflemiş.
– Nasıl? İllet oliysen şimdi değil mi? demiş ve eklemiş.
– Ölen eşşeği de gurbana saymazsam şerefsizim…
Tortum’un köylerinden birine kaymakam bir köprü yaptırır. Ancak köprü biraz alçak olduğu için, buradan geçen eşeklerin kulaklarına sürtünür. Tortumlu da eline bir bıçak alarak eşeğin kulaklarının sürtündüğü yerleri oymaya başlar. Tam bu sırada Kaymakam yanına gelir ve niye köprüyü oyduğunu sorar. Tortumlu da eşeğinin kulakları sürttüğü için bunu yaptığını söyleyince Kaymakam:
–Köprüyü oyacağına eşeğin ayaklarına gelen yeri kazısana, der.
Tortumlu şöyle bir bakar:
–Bir de ohumuş adamsan Gaymagam beg, ben diyirem gulahlari… sen diyirsen ayahlari.