msgbartop
I would love to change the world, but they won't give me the source code
msgbarbottom

19 Tem 10 Kendimizi Bile Kandırabilen Usta Sahtekarlarız

özlemHep merak ederim. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmuyor olması, her şeyin daha zor, herkesin daha güvenilmez olması yeni bir şey midir yoksa insanlığın varoluşundan beri bireylerin hayatı öğrenmesi ve yaşlanmasıyla gelişen duygular mıdır?

Yani insan 500 sene önce de 20 yaşındayken dünyaları değiştirebilecek kadar güçlü, herkesi etkileyecek kadar enerjik hissediyordu ve sonra hayatın salvolarından sersemleyip 25’ine geldiğinde daha kendi halinde olmaya çalışan, buna karşın biraz da tahammülsüzleşen, tahammülsüzlüğüne rağmen kimseyi kırmamak için sessizleşen bir yapıya bürünüyordu. Daha da sonra bu sakin hayatını bir standarda (rutin demek belki daha doğru) oturtup ölene kadar öylece günlerini mi geçiriyordu? (daha fazla…)

Tags: , , , ,

24 Haz 10 Bilinç ve Farkındalık

Geçtiğimiz günlerde rastladığım ve ilgi alanıma girmesinin yanı sıra geçmiş bilgilerimle de örtüşen yanlarının olması sebebiyle doğruluğu olduğunu düşündüğüm bir videoyu paylaşmak istedim. Madde, maddiyatçılık, sistem, insan, bilinç ve yaratıcı konuları hakkında görüşler yer alıyor. Video İngilizce seslendirmeli ancak Türkçe altyazı mevcut.

This video was embedded using the YouTuber plugin by Roy Tanck. Adobe Flash Player is required to view the video.

Tags: , , , , , , , , ,

24 Haz 10 Devlet Baba

Türkler’de devlete “baba” denmesinin temelleri Göktürk’ler zamanına kadar dayanıyormuş. Aile içinde babaya biçilen rolü düşündüğümüzde devletten beklenecek olan ailedekilerin ihtiyaçlarını karşılaması, koruması, kollaması vs. gibi davranışlar olmalıdır. Şu an sahip olduğumuz devlet babaya baktığım zaman, milletin anasını bellemekten başka bir icraati olmayan bir baba görüyorum. Hani babalar vardır, filmlerde görürüz genelde. Her şeyi eline yüzüne bulaştırmış bir baba. Çocuklarını, karısını çalıştırıp onlardan gelen parayla sabahlara kadar meyhane köşelerinde sızar ve eve geldiğinde baskı ve zorbalıkla zulmeder. İşte benim gördüğüm “devlet baba” da artık öyle bir baba olmuş durumda.

Milletçek çok sevdiğimiz “vatan kurtarma” tartışmalarında konulardan bir tanesi “devlet baba“yı eleştirmeli mi yoksa eleştirmemeli mi? Zaten dış düşmanları çok olan (düşman gerçekten çok mudur yoksa herkesi düşman görmenin bir sonucu mudur ayrı bir konu) bir devletin içten de eleştiriye maruz kalması onu dünya arenasında zayıf düşürür mü? Devlete zeval gelmesin diye devletin her türlü zulmüne “eyvallah” mı denmelidir? Bunlar tartışmaya açılmalı mıdır? (daha fazla…)

Tags: , , , , , , , , ,

07 Mar 10 Yaşamın ve Başarının Geometrisi

Bu yazım, uzun zamandır yapabilmeyi istediğim birkaç şeyi aynı anda yapmış olmamın öyküsü olacak biraz. Bunlardan bir tanesi –kendim de dahil– pek çok kimse için büyük sorunlar olan meselelere basit cevaplar bulabilmek ve bir başkası bunu basitçe anlatabilmek. Bugün kendimi hem soruya cevap bulabilmiş, hem de basitçe anlatabilmiş hissediyorum. (Hislerin aldatmacasını, bir şeye en yakın hissettiğimizde aslında en uzak olmak üzere olduğumuzu biliyorum ama şimdi konu o değil.)

Soru şuydu: Fizyolojik ve biyolojik olarak aynı olduğumuza göre; her insan aynı kapasitede midir? Kapasite olarak aynı ise insanlar arasında farkı meydana getiren nedir? Her insanın peşinde koştuğu başarı, mutluluk, saygınlık, prestij, yaşam sonrası cennet –ki pek çok inanç sisteminde önemli bir karar kriteri– gibi maddi ve manevi değerleri kazandıran şey ne? Doğuştan gelen ve Allah vergisi denen artılar mı? Daha zeki olmak mı? Tüm bunlara giden tek bir yol mu var? Bu yola açılan tek bir kapı mı var? Tek bir anahtar mı tüm bu kapıları açan?

Şu an için bulduğum en iyi cevap; her insan eşit kapasitede. Ve hayattan istediğin şeye göre (servet, başarı, mutluluk, saygınlık, prestij, yaşamdan sonrası vs.) her birine ulaşmak için gidilmesi gereken yol aynı. Milyonlarca farklı zengin kişiyi incelesek her birinin zenginliğinin temel sebebi birkaç ortak noktadır. Güvenilir olmaya önem vermiştir, hesabını iyi tutmuştur vs. Bunlar hakkında çok uzun yazıp konuyu saptırmak niyetinde değilim.

Bu cevabı basitçe anlatmanın yolu ise aşağıdaki resimde görülen şekil. Şekil her insanı eşit çapta kabul ediyor. Kişiyi farklı kılan kendini şekil üzerinde nerede konumlandırdığı.

Şekli kısaca anlatmam gerekirse: (daha fazla…)

Tags: , , , , , , ,

13 Şub 10 Eşyaların Öyküsü [Video]

Tekrar Kullan, Azalt, Geri Dönüştür

Facebook bazı konularda sıkmış olsa bile halen en sık girdiğimiz sitelerden. Ayrıca paylaşımın çok yoğun olması sayesinde ara sıra öğretici olan şeylerle de karşılaşıyoruz. Özellikle dün karşılaştığım bir tanesi (Mustafa’ya teşekkürlerimle) hem sunuşu hem de misyonu gereği oldukça hoşuma gitti. Bir Amerikalı kadar çok tüketebiliyor olsam yine de bu şekilde düşünüyor olur muydum bilemiyorum. Amerika’nın toplam nüfusa oranı %5 iken toplam kirliliğin %30’unu üretiyormuş.

Şimdi paylaştığım videolar sadece doğa sevgisi ile ilgili değil, aynı zamanda insan sömürüsü ile de ilgili. Videoda yer alan çok güzel bir örnek: “Ben bir radyoyu 4.99$‘a alabiliyorsam, bu nasıl mümkün olabilir. Madeni Güney Afrika’dan çıkarılan, petrolü Irak’tan giden, parçaları Çin’de üretilen ve Meksika’da çocuklar tarafından birleştirilen bir radyo nasıl 4.99$ olabilir. Bunun taşınma maliyetleri, personel maliyetleri de var. Ben bu radyoyu 4.99$‘a alabiliyorsam, gerçek değerinin altındaki her bir kuruş radyonun bana ulaşması sürecindeki insanlardan kesiliyor.” (daha fazla…)

Tags: , , , , ,

11 Şub 10 Yazı Fontu Seçimi

Pek çok kimse için yazı fontu seçimi göze hitap etmesine göredir. Elbette bu kadar çok çeşit olmasında bunun çok büyük bir önemi de var. Ancak bazı fontlar var ki onların yaratılmasında estetik kaygıların yanında yazıcı kartuşunun daha uzun süre kullanılmasını sağlama gibi finansal ve ekolojik nedenler de var.

Bu yazıda kartuş ömrünü uzatan fontlardan kısaca bahsedip Garamond ile ilgili birkaç görsel paylaşacağım.

Özellikle birkaç yıl öncesinden bu yana her kampanyada kullanılan “çevrenin korunması” teması bu fikrin gelişmesine katkı sağladı. Alman Spranq firması yanda gördüğünüz delikli font sayesinde, okuma bakımından fark olmazken mürekkep tüketiminin %20’den fazla azaldığını iddia ediyor.

Bu konuda font seçimine göre mürekkep tüketimi miktarını gözler önüne sermek için bir başka çalışma daha yapılmış. Altta tükenmez kalemlerle yapılan bu çalışmanın sonuçları görülmekte. Birkaç farklı yazı tipi fontuna göre yazılmış Sample kelimesinde tüketilen mürekkep miktarı görülüyor. (daha fazla…)

Tags: , , , , ,

19 Oca 10 Araba Park Etmeye Dair

Bu konuda yazarak dünyayı daha yaşanılır bir yere dönüştürmeyi falan amaçlamıyorum. Ama bireysel anlamda bir fark yaratmayı ve basit bir öfke nedenini ortadan kaldırmayı amaçlıyor olabilirim.

Sürücüler olarak yatkın olduğumuz ve tercih ettiğimiz araba park etme şekli, arabayı geldiğimiz gibi bırakmaktır.

Park meselesinin önemli bir sorun olduğu İstanbul gibi park yerleri az olan bir şehirde, park etmeye dair bazı idealize yaklaşımlar geliştirebiliriz. Söylediğim gibi bu sadece kendi rahatlığımız için. (daha fazla…)

Tags: , ,

19 Oca 10 Smart Ncap Testleri (Video)

Smart’ın otomobilleri ilk gördüğüm günden beri küçüklüğü ve sevimliliğiyle gönlümde apayrı bir yere sahip olmuştur. Özellikle Roadster modelini bir çok marka ile değişmem. Smart’ın arabaları ile ilgili en çok merak ettiğim şey ise bu otomobillerin güvenliği konusuydu.

Az önce öğrendiğime göre güvenlikte de diğerlerinden az değiller. Hatta fazlalar bile. O otomobillerin böylesine güvenli olması bir mühendislik harikası. İşte bir kaç Ncap videosu. (Videolar Youtube kaynaklıdır) (daha fazla…)

Tags: ,

13 Oca 10 İsrail Çizmeyi Aştı!

Dün bir yazı yazmıştım “Gazze Kimin Sorunu!” başlıklı. En başında demiştim ki:

Her ne kadar kendi başımızdaki terör kadar Gazze’de patlayan füzelere alışmış olsak da, gelen taze ölüm haberler yeni olmasa da; Gazze’de tuhaf şeyler olmaya devam ediyor. Şu an yeni bir şey yok. Birkaç gün önce Gazze’ye ulaştırılmaya çalışılan yardımın engellenmesi sebebiyle kulağımıza ulaşan bazı haberleri saymazsak.

Akşam eve gelip internette gezmeye başlayınca manşetlerde İsrail, kriz vs. haberler hemen dikkat çekiyordu. Birkaçını okuduktan sonra akşam haberlerini de izleyince vaziyet anlaşıldı. (daha fazla…)

Tags: , , , ,

10 Oca 10 Köyde Geçen Günlerim ve Çam Ağaçları

Az önce Michael Haneke filmi olan Das Weisse Band’ı izlerken okul öğretmeninin Eva’yı istediği sahnede, masanın üzerindeki çam kozalağı beni bir an için çocukluğuma götürdü. Orta okul yıllarımı da çocukluk döneminden saymam yanlış olmaz heralde. Aklıma gelen şeyse; köyde geçen bir çocuklukta doğayla iç içe olmanın ve doğanın oyun sahan olmasının güzellikleriydi. (daha fazla…)

Tags: , , , , , , ,

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes